Saniter | Bilimsel Platform

Saniter Kurumsal İnternet Sitesi / Saniter Official Website
Geri Git   Saniter | Bilimsel Platform > Üye Listesi / Member's List

Bilgiyi paylaşarak çoğaltalım...

aygül aygül isimli Üye şimdilik offline konumundadır

Saniter

Ziyaretçi Mesajları

Misafir mesajlarının 1 tanesinden 1 ile 1 arasını görüntülüyor
  1. aygül
    02-02-2009 08:19
    aygül
    Benden Duymuş Olma Ama


    "-Senin işyerin büyük mü?
    -Evet, çok çok büyük.

    -Ne kadar büyük?

    -Bir dedikodu her yere yayılıncaya kadar üç gün geçiyor!.."


    Dedikodu, dil, din, ırk ve cinsiyet farkı gözetmeksizin insanın olduğu her yerde karşımıza çıkar. Kısacası dedikodu evrenseldir. Dedikodunun ana unsuru hikaye anlatmaktır. Öğrenme için mükemmel bir araç olan hikayeleri dinlemeye çocukluktan beri bayılırız. İleriki yaşlarda ise birbirimize hikaye anlatmak yerine dedikodu anlatır, bu dedikoduların bazen kahramanı bazen de olaylar zincirinin kurbanı oluruz.


    Dedikodunun iki farklı yüzü var. Düşünün bir arkadaşınızla oturmuş sıcak bir sohbet ortamında başkaları ile ilgili hikayeler anlatarak "İyi vakit geçiriyorsunuz". Madalyonun diğer yüzünde ise birinin sizinle ilgili dedikodu yaptığını duyuyorsunuz. Dünyanız kararıyor, öfkeden deliye dönüyorsunuz. "Unutma, bu sadece ikimizin arasında" dediğimizde karşımızdaki ile bir birlik oluşturuyoruz. Karşımızdakine " Seni değerli görüyorum bu nedenle sırrı seninle paylaşıyorum. Sen benim için değerlisin" mesajı gönderiyoruz.


    İşyerinde yapılan dedikoduyu; çalışanların astları, üstleri, eş ünvanlıları veya iş yerindeki herhangi bir unsur hakkında zarar verici bir biçimde konuşması olarak tanımlayabiliriz. İşyerinde yapılan dedikodu hedef seçilen kişilere olduğu gibi işyerine de pek çok zarar verebilir. Başlıca zararları ise çalışma ortamında huzursuzluk, işyerinde güven ortamının zedelenmesi, çalışanlar arasında gruplaşma, çalışma saatlerinin boşa sarf edilmesi, çalışma ortamının ciddiyetinin bozulması, hakkında dedikodu yapılan kişinin itibarını yitirmesi, dedikodunun hedefi olan kişinin istifa etmesi veya işten çıkarılmasıdır.


    Zararların büyüklüğü nedeni ile işyerinde dedikoduyu mümkün olduğunca azaltmamız gerektiğini biliyoruz. Ancak öncelikle işyerinde yapılan pek çok konuşmadan hangisinin dedikodu olduğunu ayırt etmemiz gerekiyor.

    Dedikodular, işyerinin resmi organizasyon yapısına ve iletişimine dahil olmuyor. Toplantı tutanaklarına geçirilmiyor. Örneğin performans değerlendirme amacıyla bir kişi hakkında konuşulması işyerinin resmi tutanaklarına geçtiği için dedikodu olarak değerlendirilmiyor.
    Kişilerin işindeki rolünü değil özel hayatını konu alıyor.
    Dedikodusu yapılan kişi ortamda bulunmuyor ve savunma hakkını kullanamıyor.
    Dedikoduları kimin başlattığı çoğu zaman bilinemediğinden, hangi görüşün kime ait olduğu bilinemiyor.

    Dedikodu çarkı nasıl işliyor?

    Sadece ağzımızdan çıkan sözcükler değil yaptığımız jestler bile kasıtlı veya kasıtsız yorumlanarak dedikodu çarkını çalıştırabiliyor. Dinleyenlerden ilgi gördüğünde dedikodu ivme kazanıyor ve bir çalışandan diğerine aktarıldıkça dedikodu çarkı yağlanıyor. Sonuçta dedikodu yeteri kadar ivme kazandığında işyerini yıkıp geçen bir buldozer etkisi yapıyor.


    Bireysel olarak, iş ortamında konuşurken, şakalaşırken;

    -Bu konuşmanın sonuçlarının nereye varabileceği,

    -Başkalarının bu konuşmayı duymasının bir sakıncasının olup olmadığı,

    -Konuşmanın çalışma arkadaşlarımıza veya işyerimize zarar verip vermeyeceği,

    -Konuyu anlattığımız kişinin bu konuyu büyütecek veya başkalarına anlatacak karaktere ya da güvenilirliğe sahip olup olmadığı gibi hususlara dikkat etmemiz gerekiyor.

    Bazen de dedikodunun kaynağında işyerine yönelik olumsuz düşünceler bulunuyor. Örneğin "Bu iş müdürün sorumluluğunda değil mi, neden o yapmıyor da ben yapıyorum?" veya "Bu şirket ödediği paranın karşılığında bizden çok iş istiyor" cümleleri ortalığı kasıp kavurabiliyor. Açık bir iletişim sisteminde üst yönetimin neyi neden yaptığı ve bunların çalışanları nasıl etkileyeceği mutlaka biliniyor olmalı.


    Dedikodu sağlıksız iletişimi gösteriyor

    Dedikodu, genelde şeffaf olmayan bir işyeri kültürünün ürünü olarak göze çarpıyor. Yani iletişim ağı ne kadar düzgün kurulduysa dedikodu o derece azalıyor. Yöneticiler ve çalışanlar arasında iletişim eksikliği varsa ve yönetim özellikle kriz zamanlarında bilgi saklamanın gerekliliğine inanıyorsa çalışanlar korkuya kapılarak varsayımlar geliştiriyor. Herkes birbirinin arkasından konuşmaya başlıyor. Belirsizlik ortamında söylenti ve dedikodular suya atılan taşın halkaları gibi büyüyor. Yöneticilerden net açıklamalar gelmeyince "İkramiyeler kaldırılıyormuş", "Genel Müdürlüğü Anadolu yakasına taşıyacaklarmış" gibi söylentiler birbirini kovalıyor.


    Bazen dedikodu sayesinde karşımızdakine üstünlük sağlayabiliyoruz. Etkilemek istediğimiz kişiden eğer daha fazlasını biliyor, o da daha fazlasını duymak için can atıyorsa artık bildiklerimiz sayesinde "kredi" kazanmanın zamanı geldiğine karar verip harekete geçebiliyoruz. Örneğin "Söylesene duydun mu..? diye söze başlayan kişiye, "Evet duydum, hem dahası da var" diye karşılık verdiğinizde karşımızdakine üstünlük sağlamış oluruz.



    Dedikodu seven yöneticiler

    Bazen yöneticilerin işyerindeki dedikoduları en aza indirerek çalışanların odağını dedikodudan iş hedeflerini gerçekleştirmeye çekecek yerde bizzat dedikoduyu teşvik ettiklerini görüyoruz. Çoğu işyerinde şirket dedikodularını yöneticiye iletmeyi görev bilen kişilerin bulunduğuna şahit oluyoruz. Yöneticinin dedikodudan hoşlandığını anlayan çalışanlar işi gücü bırakıp mevcut dedikoduları yöneticiye sıcağı sıcağına aktarma derdine düşebiliyor. Yöneticilerin bu konuda yaptıkları bir başka yanlış davranış ise bir çalışana bir başka çalışanı kötülemek oluyor. Bu tip yöneticilerin sorumluluğundaki iş ortamlarında iş barışı, yüksek performans, verimlilik, takım ruhu gibi kavramlardan söz etmek mümkün olmuyor.


    Dedikodu çarkına kapılmamak için

    Sürekli dedikodu yapılan bir işyerinde çalışıyor ve kendimizi dedikodu çarkına kaptırmak istemiyorsak nasıl davranmamız gerektiğine karar vermek zor olabiliyor. Dedikodu yapanlara bu yaptıklarının doğru olmadığını ve bizim yanınızda bu konuşmaları yapmamalarını söylemek istesek bile onları tersleyerek dedikoducuların gazabına uğramaktan veya dışlanmaktan korkabiliyoruz. Bir başka davranış biçimi ise, başkaları hakkında dedikodu yapılırken derhal o ortamdan uzaklaşmak veya hiç cevap vermeden, yorum yapmadan konuşulanları dinlemek olabiliyor. Ancak bu da sonuç vermeyebiliyor çünkü dedikodu yapanlar sürekli, "Haksız mıyım?", "Sen bu işe ne diyorsun?" biçiminde sizi konunun içine çekmeye çalışabiliyor. Dedikodu yapılan kişileri terslemeden yumuşak bir dille yaptıklarının doğru olmadığına ikna etmek, en iyi tercih olabiliyor.


    Hakkınızda dedikodu yapılıyorsa ne yapmalısınız?

    Dedikodunun konusu olmaktan kendimizi korumak için;

    Güvenilirlik bakımından iş arkadaşlarımızı çok iyi tanımadan onlarla kendimiz veya işyeri hakkında hiçbir bilgiyi paylaşmamalı,
    Mesai saatleri dışında çalışma arkadaşlarımızla bir yerlere gittiğimizde söylediğimiz sözler ve yaptığımız davranışların orada kalmayıp hatta bazen abartılarak iş ortamına taşınabileceğini unutmamalıyız.
    Dedikodu konusu olmamaya özen gösterdiğimiz halde korktuğumuz başımıza gelirse; zor olsa da öncelikle sakin olmalı ve ne yapmamız gerektiğini planlamalıyız. Dedikoduyu yapan kişi ve bunu duyanlar bir aradayken "Hakkımda yapılan dedikoduyu duydunuz mu? Duyunca çok şaşırdım" şeklinde konuyu açmak size avantaj sağlar.


    Yöneticiler ne yapmalı?

    Yöneticilerin, işyerinde dedikoduyu önlemek için aşağıda belirtilen önlemleri almasında fayda var.

    İşyeri kuralları, el kitapçıkları, intranet, yemekhanedeki duyuru panoları vasıtasıyla çalışanlara duyurulmalı,
    "Açık Kapı" uygulaması ile çalışanlar merak ettikleri konuları doğrudan kaynağından öğrenmeli,
    Düzgün işleyen bir "Öneri Sistemi" vasıtasıyla yaratıcı fikirler ödüllendirilmeli böyle çalışanlar enerjilerini hem kendilerine hem de işyerlerine faydalı olacak düşüncelere yoğunlaştırmalı,
    Birim yöneticileri düzenledikleri haftalık veya aylık toplantılarda şirketin mevcut sorunları ve başarıları, plan ve programlar, yenilikler, değişiklikler gibi konularda birim çalışanlarını bilgilendirmeliler.
    Yöneticiler gereken bütün tedbirleri aldıkları halde bazı çalışanlar dedikodu yapmayı ısrarla sürdürüyorlarsa;

    -Çalışanlar her konuda olduğu gibi, dedikodu konusunda da eğitilmeli, dedikodunun işyerine ve çalışanlara verdiği zararlar açık bir biçimde anlatılmalı,

    -Hem işyerinin hem de çalışanların itibarını düşüren konuşmaların takdir edilmediği yöneticiler tarafından vurgulanmalı ve yöneticiler de dedikoduya prim vermeyerek ve kendileri de dedikodu yapmayarak çalışanlara örnek olmalı,

    -Arkadaşlarını çekiştiren, çalışma ortamının huzurunu bozan çalışanlara, bu davranışlarına son vermedikleri takdirde iş sonuçları çok iyi olsa da bu durumun olumsuz olarak performans değerlendirme sürecine yansıyacağı açıkça anlatılmalıdır.



    Dr. Sevda Ergenekon

    Beykent Üniversitesi



    Kaynakça:


    -Pınar Kuyucu, "Ofisteki Fısıltı Gazetesi", 18/5/2005,insankaynaklari.com

    -Roy Rowen, "Where Did That Rumor Came From?", Fortune 100, 13/8/1979

    -James L. Espisito ve Ralph R. Rosnow, "Corporate Rumors: How They Start and How to Stop Them", Management Review, (April,1983

İstatistik

Mesaj adeti
Ziyaretçi Mesajları
Total Thanks
Genel Bilgiler
  • Son Aktivite: 24-02-2014 11:14
  • Üyelik tarihi / Join Date: 27-08-2008
  • Tavsiye Puanı: 2

Arkadaşlar

Arkadaşlar gösterme 1 to 7 of 7

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlı. Şuanki Zaman: 03:22.


Bu sitede vBulletin® Versiyon 3.8.6 Kullanılmaktadır.
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
saniter.com.tr | Her Hakkı Saklıdır. 2008-2012
Sitemap
1, 2, 5, 6, 7, 11, 12, 14, 16, 18, 19, 24, 25, 27, 30, 28, 29, 42, 31, 32, 33, 34, 36, 35, 37, 38, 39, 40, 41, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 58, 61, 97, 67, 68, 69, 79, 72, 103, 75, 77, 78, 80, 81, 104, 84, 102, 87, 86, 88, 92, 105,